Ev Karadır

Furuğ’un yönetmenliğini yaptığı kısa film ‘ Ev Karadır’, 1962 yılında yayımlandı. Furuğ bir çok cüzamlının yaşadığı sorunları, cüzamın tam olarak ne olduğunu gözler önüne sererken aynı zamanda etkileyici sesiyle kendi şiirlerinden, Kur’an’dan ve Eski Ahit’den alıntılar yapmıştır. Filmin bu hastalıkla alakalı bilgilendirdiğini ve duygusal açıdan da empati yapabilmek adına katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Imdb puanı 7.2’dir.

Filmden bazı alıntılar;

‘Senin adına övgüler dizeceğim, ey ebedi olan!’

‘Bir daha baharı göremeyeceğim ama bu satırlar kalacak’

‘Cüzam yoksullukla yan yanadır.’

‘Hatırla, hayatım bir soluktan ibaret.’

-iyi seyirler-

Reklamlar

İbrahim Golestan

Furuğ’un hayatını etrafındaki erkekler şekillendirdi. İlkin babası ve onun otoritesi, genç yaşta hayatına giren ilk aşkı, kocası, dünyaya getirip bir daha hiç göremediği oğlu. Furuğ’un hayatına sonraları İbrahim Golestan adında bir öykü yazarı dahil oldu. İbrahim de sonraları kitaplarda onun dostu olarak tanıtılacaktı. Furuğ değer verdiği dostunun hayatına girmesinin ona umut kattığını düşünmüş olacak ki kendisine ‘Yeniden Doğuş’ adında bir şiir hediye etmiştir.

tanışma

Üniversitenin ilk yılıydı. Ne okula ne de Ankara’ya alışabilmiştim. Özellikle geceleri kendimi yalnız ve güçsüz hissediyordum. Yine bir gece şiir videoları izlerken Furuğ’un kendi sesiyle okuduğu ‘Yer yüzü ayetleri’ şiirine denk geldim. Farsça’yı hiç duymamıştım ama Kürtçe’ye yakınlığından mıdır bilmem, bildiğim bir dilmiş gibi hissettim. İlk defa anlamadığım bir şiir beni duygulandırmıştı. İlkin bu şiir için yaratılmış dili sonra da bu güzel şiirin şairini araştırdım. Bu şekilde tanıştım Furuğ ile. Sonra da haykırışlarını dinlemeyi çok sevdim ve hiç kopamadım. Benim kendime söylemekten korktuğum her şeyi o cesurca dile getiriyordu. Yaşamak için yazıyor ve yazabilmek için direniyordu. Ben de onu okudukça ‘acaba’larım artıyordu.

(…)

Kendime pay çıkardım her şiirinden. Ben de bunu yaşadım, ben de böyle hissediyorum dedim. Herkes ayrı bir dünyadır biliyorum. Ama bazı ruhlar birbirine benzer. Karanlıktı Furuğ’un ruhu, diğerlerinden daha sessizdi. Ben de tam olarak böyle hissediyordum.

Yeryüzü Ayetleri kitabından. 2. baskı. Demavend

çeviri: Prof. Dr. Ali Güzelyüz.

Verdiğimiz kararların sonuçlarını yaşıyoruz hepimiz. Kendimiz için en iyisine karar verebiliyor muyuz ? Çoğunlukla. Ama bazen hesaba katmadığımız şeyler oluyor ya da zamanla durumlar hiç ummadığımız bir hal alıyor. Furuğ’un da başına bu geldi. Hapis kaldığı evlilikten kurtuldu ama şeriat kanunlarınca oğlunu bir daha hiç göremedi. Furuğ’un bundan sonraki şiirleri genellikle oğluna duyduğu özlem üzerinedir. Her biri beni çok duygulandırır.

İnsana ne yazdırır ? Özlemi yazdırır. Aşkı yazdırır, mutsuzluğu, belki mutluluğu ya da derininde yaşadığı isimsiz duyguları. Kendini bulmak için yazabilir insan yada kendine dayanabilmek için. Furuğ’a yazdıran neydi ? Onu hayal kırıklığına uğratan ilk aşkı, onu şiirden uzaklaştırmaya uğraşan baskılar, oğlu Kamyar’a özlemi… Bunların hepsi şuan okuduğumuz şiirlerini hissetmesine ve yazmasına sebep oldu.

Senin için bir şiir/YARALARIM AŞKTANDIR kitabından, Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

İnsanların kalemini beğendiği, okumaktan keyif aldığı, sevdiği yazarlar olur ama insanlar en iyi şairlerle yakın arkadaş olur. Çünkü onlar karakter oluşturmaz, kendilerini yazarlar hem de bütün çirkinlikleri ve yoksunluklarıyla. Bu yüzdendir onlar anlatınca dertleşmiş gibi hissediyoruz , ben öyle hissediyorum en azından Furuğ’u ya da onunla ilgili bir şeyi okurken. İkimiz de kadınız, ikimiz de doğuluyuz ve ikimiz de yeterince özgür hissetmiyoruz. Sanırım sırf bu ortak özelliklerimiz bile bizi birbirimize bağlıyor.

Mutsuz bir evlilik devam ediyordu Furuğ için. 1953 yılında oğlu Kamiyar doğana kadar. Furuğ, oğlunun onun evliliği için yeni bir ümit yaratabileceğini düşündü. Fakat olaylar umduğu gibi gitmedi ve Perviz Şapur ile 1954 yılında , oğlu 1 yaşındayken, ayrıldılar. Kimileri bu ayrılığa Furuğ’un yazdığı cesur şiirler nedeniyle ona engel olmaya çalışan eşinin neden olduğunu söyledi. Kimileri de Furuğ’un eşini, şiir gönderdiği derginin yapımcısı ile aldattığı için ayrıldıklarını yazdı. Furuğ’un Duvar adlı kitabındaki Günah şiirinde de bunu anlattığını savunuyor bu kimileri. Şiiri;

”günah işledim hazla dolu bir günah

sıcak, ateşli bir kucakta

günah işledim demirden

ateşli, kindar kollar arasında” dörtlüğü ile biter.

Ferruhzad F.(2019) Rüzgar Bizi Götürecek Çeviri : Makbule Aras Eivazi

Furuğ Ferruhzad kimdir ?

Burada yazılanların tek gayesi bizden yıllar önce yaşamış ve ölmüş güçlü bir kadının dileğini yerine getirmek, sesini daha çok kişiye ulaştırmaktır.

” Bana göre şiir, ona yaklaştığımda kendi kendine açılan bir penceredir. Yanında oturuyorum, bakıyorum, şarkı söylüyorum, bağırıyorum,ağlıyorum… Pencerenin öte yanında bir varlık olduğunu; orada birinin, belki de iki, üç yüz yıl sonra yaşayacak birinin beni dinlediğini biliyorum.”

Hikayenin en başına gidelim, 4 Ocak 1935 gününe. İran’ın Tahran kentinde, Turan Veziri Tebar’ın doğum sancısı başladı ve Muhammed Ferruhzad üçüncü çocuğunu heyecanla beklemeye koyuldu. Nihayetinde dünyaya gözlerini açtı Furuğ. Rıza şahın aydınları teker teker hapse tıkıp ülkeyi aynı zamanda modernleştirmeye çalıştığı garip bir zamanda dünyaya geldi Furuğ. Ataerkil ve baskıcı bir ortamda büyüdü. Henüz 16 yaşında lise öğrencisiyken kendisinden yaşça büyük olan Perviz Şapur ile evlenmeye karar verdi. Babası keskin kuralları ve karakterinden ötürü Furuğ’a sevgisini hiç gösterememişti. Kocasının onun bu boşluğunu dolduracağına olan inancı onu cesaretlendirmişti. Yuvasından uçmak için acele eden toy bir kuş gibiydi. Aynı zamanda ona aşk şiirleri söyletmeye başlamıştı hissettikleri. Bu güçlü duyguya kaptırmak istiyordu kendini. 1951’de evlendiler ve ilk kitabı Tutsak’ı(Esir) bir yıl sonra, 1952’de bastırdı. Furuğ’un kitap isimlerini ve şiirlerinin içeriklerini hayatıyla ilişkilendirirsek aradığı karşılıksız şefkat ve desteklenme duygusunu bulamadığını anlayabiliriz. Kaçmakta olduğu baskıcı düzene evliliğinde de yakalandı Furuğ ve Tutsak kitabında bunu bize uzun uzun anlattı.

TUTSAK

seni istiyorum ve biliyorum

asla koynuma alamayacağım

sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün

bense bu kafeste bir tutsağım

kara, soğuk parmaklıklar ardından

gözlerim hasretle bakıyor yüzüne

bir elin uzanışını düşlüyorum,

ansızın ben de uçayım sana

boş bir anda düşlüyorum

bu sessiz hapishaneden uçmayı

gülerek gardiyan adamın gözüne

yanında yaşama yeniden başlamayı

düşlüyorum ama bilirim asla

bu kafesten kurtulmaya gücüm kalmamış

gardiyan adam istese bile

kanatlanıp uçmaya soluğum kalmamış

parmaklıklar ardında her sabah

bir çocuğun bakışı güler bana

sevinç şarkılarına başladığımda

dudağında öpücükle gelir bana

şayet bir gün, ey gökyüzü

kanatlanırsam bu sessiz evden

ağlayan çocuğa nasıl söylerim

tutsak kuşum vazgeç benden

bir mumum, canımın alazıyla

harabeleri aydınlatırım

sönmeyi seçersem eğer

bir yuvayı yıkıp dağıtırım

Ferruhzad, F. (2014) Yaralarım Aşktandır. Çeviri: Haşim Hüsrevşahi